Korku ve sıkıntı hissettiğiniz yoğun endişe dönemleriniz mi var?
Bu dönemlerde nefes almakta zorluk çekebilir, kalp çarpıntısı yaşayabilir, sıcak basmaları ve terleme yaşayabilirsiniz. Ağır bir hastalık yaşadığınızı veya ölmek üzere olduğunuzu hissedebilirsiniz. Panik atak geçiren insanlar, biyolojik bir hastalıklarının olduğunu düşünebilir ve acil servise ya da birçok uzman doktorun kontrol etmesi için farklı uzmanlık alanlarındaki doktorlara giderler ve anksiyete bozukluklarını öğrenirler. Panik atakları geçirdiğinizde, gelecekte başka büyük sorunların olacağı korkusu da (gelecek kaygısı) gelişebilir. Yolculuk etmekten, yalnız kalmaktan, uçağa binmekten, kapalı alanlardan ve başka durumlardan, tedbir amaçlı, kaçınmanıza neden olabilir.
Panik Atak ile İlgili Nasıl Yardımcı Olabilirim
Panik ataklarınızı yönetebilme tekniklerini öğreteceğim. Panik atak geçirdiğinizde neler olup bittiğini, fizyolojik olarak öğreneceksiniz ve bu sizi sakinleştirip size yardımcı olabilir. Panik atak geçirirken uygulamak için sakinleşme ve rahatlama tekniklerini öğreteceğim. Beklentilerinizdeki endişeyi yönetmenize yardımcı olacak beceriler üzerinde çalışacağız, ayrıca panik atak tetikleyicilerini duyarsızlaştıran maruz kalma teknikleri üzerinde çalışacağız. Bu problemin altında yatan bilişsel nedenleri araştırıp birlikte çözeceğiz. Panik ataklarınız gittikçe seyrekleşirken daha cesur daha rahat ve daha güçlü hissedeceksiniz.
Panik Atak (Panik Bozukluk) Hakkında Merak Edilenler
Panik atak, aniden başlayan ve genellikle 10-20 dakika içinde doruk noktasına ulaşan yoğun korku veya rahatsızlık nöbetidir. Fiziksel belirtiler (çarpıntı, nefes darlığı, terleme) ve yoğun bir 'kötü bir şey olacak' hissiyle karakterizedir. Panik bozukluk ise, tekrarlayan beklenmedik panik atakların yaşanması ve bu atakların tekrar geleceğine dair sürekli kaygı duyulması durumudur.
Panik atak belirtileri fiziksel ve bilişsel olarak ikiye ayrılabilir. Yaygın fiziksel belirtiler arasında çarpıntı, göğüs ağrısı, nefes darlığı, boğulma hissi, baş dönmesi, titreme, terleme, bulantı, uyuşma veya karıncalanma sayılabilir. Bilişsel belirtiler ise kontrolü kaybetme, çıldırma veya ölüm korkusu, gerçeklikten kopma hissi (derealizasyon) ve kendine yabancılaşma (depersonalizasyon) şeklinde ortaya çıkabilir.
Panik atak ve kalp krizi belirtileri (göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı) birbirine benzeyebilir. Önemli farklar şunlardır: Kalp krizi ağrısı genellikle göğüsten kola, çeneye veya sırta yayılır ve dinlenmekle geçmez. Panik atak ağrısı ise daha lokalizedir, 'iğne batması' gibi hissedilebilir ve genellikle 20-30 dakika içinde azalır. Ancak bu ayrımı yapmak her zaman kolay değildir. İlk kez bu belirtileri yaşıyorsanız veya şüpheniz varsa, mutlaka acil tıbbi yardım almalısınız. Teşhis bir sağlık profesyoneli tarafından konulmalıdır.
Panik atak anında öncelikle bulunduğunuz yerde güvende olduğunuzu kendinize hatırlatın. Nefesinize odaklanın; yavaş, derin ve diyaframdan nefes alıp vermeye çalışın (4 saniye nefes al, 7 saniye tut, 8 saniyede ver gibi bir teknik işe yarayabilir). Dikkatinizi çevrenizdeki somut nesnelere (5 duyunuzla algıladıklarınıza) yönlendirin. Atak geçene kadar bekleyin ve bunun geçici bir durum olduğunu, vücudunuzun 'tehlike alarmının' yanlış çaldığını kendinize tekrarlayın. Uzun vadede ise bu durumu bir psikolog veya psikiyatrist ile çalışmak en etkili yoldur.
Panik bozukluk, tedaviye oldukça iyi yanıt veren bir durumdur. En etkili tedavi yöntemi, Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) gibi kanıta dayalı psikoterapi yöntemleri ile ilaç tedavisinin (genellikle SSRI grubu antidepresanlar) birlikte kullanılmasıdır. Terapi, panik ataklarla ilişkili düşünce ve inançları değiştirmeye, kaçınılan durumlara kademeli olarak maruz kalmaya ve nefes kontrolü gibi baş etme becerilerini öğrenmeye odaklanır. Tedavi süreci kişiye özeldir ve bir psikiyatrist ile klinik psikolog iş birliği içinde yürütülmelidir.
Evet, uygun ve düzenli tedavi ile panik bozukluktan tamamen iyileşmek ve ataksız bir yaşam sürmek mümkündür. 'İyileşme', atakların tamamen sona ermesi ve kişinin hayatının kontrolünü yeniden eline alması anlamına gelir. Tedavi sonlandıktan sonra, özellikle stresli dönemlerde nadiren hafif belirtiler görülebilir, ancak kişi terapi sırasında öğrendiği baş etme becerilerini kullanarak bu dönemleri yönetebilir. Nüksetmeyi önlemek için tedavi planına uymak, öğrenilen teknikleri uygulamaya devam etmek ve stres yönetimini önemsemek çok önemlidir.