Sosyal ortamlarda başkalarıyla etkileşim kurarken son derece endişeli mi hissediyorsunuz?
Ergenlik döneminde başkalarının düşünceleri ve artan benlik bilinci hakkındaki endişeler tipik olarak normatiftir. Ergenler, sosyal durumlarda aşırı kaygı yaşadıklarında bir sosyal kaygı bozukluğu yaşıyor olabilirler. Ergenlerin kaygı uyandıran sosyal ortamlarda bulunduğunda yaşayabileceği yaygın düşünceler, beceriksizim, rahatsız ediciyim veya sıkıcıyım bu inançlardan bazıları olabilir. Ayrıca endişelerinin başkaları tarafından fark edileceğinden korkabilirler. Sosyal kaygıya sahip ergenler, ne yazık ki sosyal ortamlara ve okul faaliyetlerine katılmayabilir. Hatta, sosyal etkinliklere gidebilir ve çok kısa sürede ayrılabilirler ve başkalarıyla teması en aza indirebilirler. Sosyal kaygı, altta yatan benlik saygısı konularından ortaya çıkabilir. Kendisi hakkında olumlu düşünmeyen ergen, başkalarının olumsuz bir şekilde onları deneyimleyeceğini hissedebilir. Sosyal kaygı, akademik performansı, sınıf katılımını ve başka problemleri arttırır.
Sosyal Kaygı ile ilgili nasıl yardım edebilirim?
Ben, ergenlerin toplumsal durumlarını daha gerçekçi olarak algılamalarına yardımcı oluyorum. Özellikle algıları ve varsayımları hakkında, nasıl algılandıkları konusunda. Başkalarıyla etkileşim kurarken uygulanabilecek sosyal yeterliliği ve dikkat becerilerini geliştirmek için dikkat becerilerini kullanırım. Bu, güven ve sosyal kabiliyeti arttırır. Ergenlerin, anksiyete ile yüzleşmesine ve kaygı uyandıran durumlara daha alışkın olmasına yardımcı olmak için maruz kalma ve psikodrama teknikleri de kullanıyorum. Anksiyetenin hafifletilmesinde, katkıda bulunabilecek, özgüven meselesinin altında yatan, kendiyle barışık olma ile tanımlanır. Bu içgörünün öz saygı ve öz yeterliliği oldukça destekleyebileceği düşünülmektedir.
Psikolog Murat Bilim’den alacağınız destekle mutlu bir hayata doğru ilerlemek için kendinize izin verin.. Daha fazla bilgi almak veya randevu almak için bizi arayın.
Ergenlik ve Sosyal Fobi (Sosyal Anksiyete) Hakkında Merak Edilenler
Ergenlikte sosyal fobi, kişinin başkaları tarafından olumsuz değerlendirileceğine, utanç verici veya küçük düşürücü bir duruma düşeceğine dair yoğun, sürekli ve orantısız bir korku yaşadığı bir kaygı bozukluğudur. Bu durum, ergenin sosyal etkileşimlerden (konuşma yapmak, soru sormak, yeni insanlarla tanışmak) veya performans gerektiren durumlardan (sınav, sahne) kaçınmasına ve günlük işlevselliğinin ciddi şekilde bozulmasına yol açabilir.
Belirtiler fiziksel, bilişsel ve davranışsal olarak kendini gösterir. Fiziksel belirtiler arasında yüz kızarması, titreme, terleme, çarpıntı, nefes darlığı ve mide bulantısı sayılabilir. Bilişsel düzeyde 'rezil olacağım', 'herkes bana bakıyor', 'aptal gibi görüneceğim' gibi olumsuz otomatik düşünceler hakimdir. Davranışsal olarak ise sosyal ortamlardan kaçınma, konuşmama, göz teması kurmama ve okul reddi gibi durumlar gözlemlenebilir.
Normal ergenlik kaygıları geçici, duruma özgü ve kişinin işlevselliğini ciddi şekilde bozmayan endişelerdir. Sosyal fobide ise kaygı en az 6 ay süreyle devam eder, sosyal durumlardan belirgin ve sürekli bir kaçınma vardır, ve bu durum okul başarısında düşüş, arkadaş edinememe, sosyal faaliyetlere katılamama gibi alanlarda ciddi bir sıkıntıya veya bozulmaya neden olur. Ayırım için bir çocuk ve ergen psikiyatristi veya klinik psikologdan değerlendirme almak esastır.
Ergenlikte sosyal fobinin en etkili tedavisi, Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) temelli psikoterapilerdir. Bu terapilerde, ergenin kaygıyı tetikleyen çarpık düşünce kalıpları (örn., 'mükemmel olmalıyım') tanımlanır ve daha gerçekçi düşüncelerle değiştirilmesi hedeflenir. Aynı zamanda, korkulan sosyal durumlara kademeli olarak maruz bırakma (alıştırma) teknikleri uygulanır. Bazı durumlarda, bir psikiyatrist gözetiminde ilaç tedavisi (genellikle SSRI grubu antidepresanlar) psikoterapiye ek olarak önerilebilir. Tedavi mutlaka bir uzman tarafından planlanmalıdır.
Aileler öncelikle durumu anlamaya çalışmalı, eleştirmek veya 'kendinden emin ol' gibi baskıcı tavsiyeler vermek yerine duygusal olarak destekleyici bir tutum sergilemelidir. Çocuğun kaygılarını küçümsememek, dinlemek ve anladığını hissettirmek önemlidir. Sosyal beceri geliştirmeye yönelik küçük, kademeli adımlar atması için teşvik edebilirler (örn., önce bir markette soru sormak). En önemlisi, profesyonel yardım alınması gerektiğini fark edip bir uzmana (psikolog veya psikiyatrist) başvurmak ve tedavi sürecine dahil olmaktır. Mersin'de bu konuda destek almak için bir psikolog ile görüşmek faydalı olacaktır.
Sosyal fobi tedavi edilmediğinde kronikleşme eğilimindedir ve yetişkinlikte de devam ederek kişinin akademik, mesleki ve özel ilişkilerini uzun vadede olumsuz etkileyebilir. Ancak, erken teşhis ve uygun psikoterapötik müdahale ile tamamen üstesinden gelinebilen veya belirtileri büyük ölçüde hafifletilebilen bir bozukluktur. Ergenlik dönemi, müdahale için oldukça uygun bir zaman dilimidir çünkü kişilik ve başa çıkma becerileri henüz şekillenmektedir. Bu nedenle, belirtiler fark edildiğinde zaman kaybetmeden profesyonel destek almak çok önemlidir.