Bireyin kendi öz benliğini bulmasına yardım eden terapidir. Danışan daha çok aktiftir. Psikodinamik terapi modelleri, Freud’dan başlayarak birçok değişim ve gelişim göstermiştir. Bireyin sorunlarını yaşamının sadece bir kesitinde değil geçmişle bütünleştirerek, geçmişin bugünde ki etki ve izleriyle birleştirerek ele alan bir modeldir. İnsanı geniş şekilde tanımlama, ruhsal gelişim evrelerini ve bu evrelerde meydana gelebilen zararlı etkileri, yanlışlıkları ortaya koyarak bunlara yönelik bir program ortaya koyar. Psikodinamik yaklaşım bireyi duygusu, düşüncesi, davranışı, ailesi, kültürel ve sosyal yapısıyla birlikte ele alırken geçmişi bu sistemin içinde gündemde bulundurur.
Savunma mekanizmalarının belirlenmesi ve ego kapasitelerinin de geliştirilmesi amacına yönelen terapi türüdür.
Dinamik Yönelimli Psikoterapi Hakkında Merak Edilenler
Dinamik Yönelimli Psikoterapi, bireyin bugünkü duygu, düşünce ve davranışlarını, bilinçdışı süreçler ve geçmiş yaşantılar (özellikle çocukluk dönemi) ile bağlantılı olarak anlamaya ve çalışmaya odaklanan bir psikoterapi yaklaşımıdır. Temel amaç, geçmişin bugün üzerindeki etkilerini keşfederek, kişinin kendi öz benliğini daha iyi tanımasına ve içsel çatışmalarını çözümlemesine yardımcı olmaktır.
Bu terapi yaklaşımı, kaygı bozuklukları, depresyon, kişilik örüntüleri, ilişki problemleri, tekrarlayan olumsuz yaşam örüntüleri, özgüven eksikliği, kimlik karmaşası ve travma sonrası stres gibi çok çeşitli ruhsal zorlukların ele alınmasında etkili olabilir. Uygulama alanı oldukça geniştir ve bireyin derinlemesine bir içgörü kazanmasını hedefleyen durumlar için uygundur.
Süreç, danışan ve terapist arasında kurulan güvenli bir terapötik ilişki üzerine inşa edilir. Danışan, serbest çağrışım, rüyalar, dil sürçmeleri ve terapistin yorumlamaları aracılığıyla bilinçdışı materyalleri keşfeder. Terapist, danışanın geçmiş ve şimdiki deneyimleri arasındaki bağlantıları (örneğin, aktarım) görmesine rehberlik eder. Bu süreçte danışan oldukça aktiftir ve içgörü kazanarak değişimi sağlar.
Süre, kişinin ihtiyaçlarına ve çalışılan konuların derinliğine bağlı olarak değişkenlik gösterir. Kısa süreli dinamik psikoterapi modelleri birkaç ay sürebilirken, daha kapsamlı ve derinlemesine çalışmalar yıllarca devam edebilir. Hedef, belirli bir semptomu hızla ortadan kaldırmaktan ziyade, kalıcı kişilik değişimleri ve içsel farkındalık sağlamak olduğu için süre esnektir.
Temel fark, odak noktası ve zaman perspektifidir. Dinamik Yönelimli Psikoterapi, sorunların kökenini anlamak için bilinçdışı süreçlere ve geçmiş yaşantılara odaklanır. BDT ise daha çok şimdiki zamandaki olumsuz düşünce ve davranış kalıplarını tanımlamaya ve bunları değiştirmeye yönelik yapılandırılmış bir yaklaşımdır. Dinamik terapi 'neden' sorusunu, BDT ise 'nasıl' değiştirebilirim sorusunu merkeze alabilir.
Danışan, bu terapi sürecinde oldukça aktif bir katılımcıdır. Düşüncelerini, duygularını, anılarını ve rüyalarını açıkça paylaşmak, terapistle kurduğu ilişkiyi gözlemlemek ve terapistin yönlendirmeleriyle birlikte kendi iç dünyasını keşfetmekle yükümlüdür. Değişim, terapistin verdiği tavsiyelerden ziyade, danışanın kendi kazandığı içgörüler ve farkındalıklar yoluyla gerçekleşir.