İntihar riski değerlendirmesi
İntihar riski değerlendirmesi, bireyin kendine zarar verme veya yaşamına son verme olasılığını sistematik olarak inceleyen klinik bir süreçtir.
İntihar riski değerlendirmesi, ruh sağlığı profesyonellerinin bir bireyin intihar düşüncesi, planı, niyeti ve olasılığını değerlendirmek için kullandığı yapılandırılmış bir klinik yöntemdir. Bu değerlendirme, koruyucu ve risk faktörlerini belirleyerek acil müdahale gereksinimini tespit etmeyi amaçlar. DSM-5 ve klinik kılavuzlar, değerlendirmenin sürekli ve dinamik bir süreç olduğunu vurgular.
Belirtileri / Özellikleri
İntihar riski değerlendirmesinde dikkat edilen başlıca özellikler şunlardır: intihar düşüncesinin varlığı ve sıklığı, ölme isteği, intihar planı ve yöntemi, intihar niyeti, geçmiş intihar girişimleri, umutsuzluk, çaresizlik hissi, sosyal izolasyon, psikiyatrik bozukluklar (özellikle depresyon, bipolar bozukluk, şizofreni, alkol/madde kullanım bozukluğu), fiziksel hastalık, travma öyküsü ve ailede intihar öyküsü.
Sebepleri / Mekanizması
İntihar riskini artıran faktörler biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutlarda incelenir. Biyolojik olarak serotonin düzeyindeki düşüklük, genetik yatkınlık; psikolojik olarak umutsuzluk, dürtüsellik, problem çözme becerilerinde yetersizlik; sosyal olarak ise yalnızlık, ekonomik zorluklar, travmatik yaşam olayları (boşanma, iş kaybı, yas) riski artırabilir. Bu faktörler, bireyin yaşamı sonlandırma kararında birikimli etki yapar.
Ne Zaman Profesyonel Destek Almalı
Bir kişi intihar düşüncelerinden bahsediyorsa, intihar planı yapıyorsa, kendine zarar verme davranışı sergiliyorsa veya umutsuzluk, çaresizlik gibi duygular yoğunsa derhal bir ruh sağlığı uzmanına başvurulmalıdır. Ayrıca, ani duygudurum değişiklikleri, değerli eşyalarını dağıtma, veda mesajları gibi uyarı işaretleri varsa acil müdahale gerekebilir. Klinik bir psikoloğa danışılması önerilir.