Aşırı risk

Aşırı risk, bireyin gerçekçi olmayan şekilde yüksek düzeyde risk alma eğilimi veya mevcut riskleri abartarak aşırı kaçınma davranışı sergilemesidir.

Aşırı risk, psikolojide bireyin risk algısının çarpıtılması sonucu ortaya çıkan iki uçlu bir durumu ifade eder. Bir yandan, kişi olası tehlikeleri olduğundan büyük görerek aşırı kaçınma davranışı sergileyebilir; diğer yandan, riskleri küçümseyerek dürtüsel ve tehlikeli kararlar alabilir. Bu kavram, kaygı bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu ve madde kullanım bozuklukları gibi çeşitli klinik tablolarda gözlemlenir.

Belirtileri / Özellikleri

Aşırı risk alma eğilimi, sık sık tehlikeli faaliyetlere girişme, dürtüsel kararlar verme, olası sonuçları dikkate almama ve tekrarlayan olumsuz sonuçlara rağmen davranışı sürdürme ile kendini gösterir. Öte yandan, aşırı risk kaçınması, günlük durumları tehdit edici olarak algılama, sosyal ortamlardan kaçınma, sürekli güvence arama ve karar vermede zorlanma ile karakterizedir.

Sebepleri / Mekanizması

Aşırı risk algısının altında yatan mekanizmalar arasında bilişsel çarpıtmalar (felaketleştirme, küçümseme), duygu düzenleme güçlükleri, genetik yatkınlık ve çevresel faktörler (travma, öğrenilmiş davranışlar) yer alır. Beynin ödül ve korku merkezlerindeki dengesizlikler, dopamin ve serotonin gibi nörotransmitterlerin işlev bozukluğu da risk değerlendirmesini etkileyebilir.

Ne Zaman Profesyonel Destek Almalı

Aşırı risk alma veya kaçınma davranışları, iş, okul veya sosyal ilişkilerde belirgin bozulmaya yol açıyorsa, kişinin kendisine veya başkalarına zarar verme riski varsa ya da bu davranışlar sürekli sıkıntıya neden oluyorsa, bir klinik psikoloğa danışılması önerilir. Erken müdahale, bilişsel-davranışçı terapi gibi kanıta dayalı yöntemlerle risk algısının yeniden yapılandırılmasına yardımcı olabilir.