Stres teorisi
Stres teorisi, bireyin çevresel talepler ile başa çıkma kaynakları arasındaki algılanan dengesizlik sonucu ortaya çıkan fizyolojik ve psikolojik tepkileri açıklayan bir modeldir.
Stres teorisi, bireyin karşılaştığı çevresel talepler (stresörler) ile bu taleplerle başa çıkma kapasitesi arasındaki algılanan uyumsuzluktan kaynaklanan fizyolojik, duygusal ve davranışsal tepkileri inceleyen bir psikolojik çerçevedir. Richard Lazarus ve Susan Folkman tarafından geliştirilen bilişsel-değerlendirme modeli, stresin birincil (tehdit mi?) ve ikincil (başa çıkabilir miyim?) değerlendirmeler yoluyla oluştuğunu öne sürer. Hans Selye’nin Genel Uyum Sendromu ise stresin alarm, direnç ve tükenme aşamalarından oluşan fizyolojik bir yanıt olduğunu belirtir.
Belirtileri / Özellikleri
Stres teorisine göre, stres tepkisi üç düzeyde kendini gösterir: Fizyolojik belirtiler (kalp atışında hızlanma, terleme, kas gerginliği), duygusal belirtiler (kaygı, endişe, sinirlilik) ve davranışsal belirtiler (kaçınma, uyku sorunları, yeme alışkanlıklarında değişim). Kronik stres durumunda bağışıklık sistemi zayıflayabilir ve tükenmişlik sendromu gelişebilir.
Sebepleri / Mekanizması
Stres teorisi, stresörlerin birey tarafından nasıl algılandığına odaklanır. Birincil değerlendirmede olay tehdit edici, zarar verici veya meydan okuyucu olarak yorumlanır. İkincil değerlendirmede birey, başa çıkma kaynaklarını (problem çözme becerileri, sosyal destek) değerlendirir. Algılanan kaynaklar yetersizse stres tepkisi ortaya çıkar. Ayrıca kontrol edilemezlik, öngörülemezlik ve belirsizlik gibi faktörler stresi artırır.
Ne Zaman Profesyonel Destek Almalı
Stres günlük yaşamda normal bir durum olsa da, sürekli hale geldiğinde, işlevselliği bozduğunda (iş, okul, ilişkilerde) veya fiziksel sağlık sorunlarına yol açtığında bir klinik psikoloğa danışılması önerilir. Özellikle uyku bozuklukları, kronik kaygı, depresyon belirtileri veya madde kullanımı eşlik ediyorsa profesyonel destek alınmalıdır.