Olumsuz düşünce eğilimi
Olumsuz düşünce eğilimi, bireyin olayları, durumları veya kendini sistematik olarak olumsuz bir çerçeveden değerlendirme eğilimidir. Bu bilişsel örüntü, depresyon ve kaygı bozukluklarıyla ilişkilidir.
Olumsuz düşünce eğilimi, bireyin olayları, durumları veya kendini sistematik olarak olumsuz bir çerçeveden değerlendirme eğilimidir. Bu bilişsel örüntü, depresyon ve kaygı bozuklukları başta olmak üzere birçok ruh sağlığı sorunuyla ilişkilendirilmektedir. Bilişsel çarpıtmalar, otomatik olumsuz düşünceler ve olumsuz şemalar bu eğilimin temel bileşenleridir.
Belirtileri / Özellikleri
Olumsuz düşünce eğilimine sahip bireyler, olumlu deneyimleri göz ardı ederken olumsuz ayrıntılara odaklanma, felaketleştirme (en kötü senaryoyu varsayma), kişiselleştirme (olumsuz olayların sorumluluğunu üstlenme) ve zihin okuma (başkalarının olumsuz düşündüğünü varsayma) gibi bilişsel çarpıtmalar sergiler. Bu durum, sürekli bir karamsarlık, umutsuzluk ve düşük öz saygı ile kendini gösterebilir.
Sebepleri / Mekanizması
Olumsuz düşünce eğiliminin gelişiminde genetik yatkınlık, erken dönem olumsuz yaşantılar (ihmal, istismar), öğrenilmiş çaresizlik ve sosyal çevrenin etkisi rol oynar. Bilişsel modele göre, bireyin zihnindeki derin yapılar (şemalar) bilgiyi seçici olarak işlemesine yol açar. Beyinde amigdala ve prefrontal korteks arasındaki dengesizlik, olumsuz uyaranlara aşırı duyarlılık ve olumlu uyaranların yeterince işlenmemesiyle sonuçlanabilir.
Ne Zaman Profesyonel Destek Almalı
Olumsuz düşünce eğilimi, günlük işlevselliği belirgin şekilde etkiliyorsa, sürekli bir üzüntü veya kaygı haline yol açıyorsa, kişilerarası ilişkilerde bozulmaya neden oluyorsa ve bireyin yaşam kalitesini düşürüyorsa bir klinik psikoloğa danışılması önerilir. Bilişsel davranışçı terapi (BDT) gibi kanıta dayalı yöntemler, bu eğilimin fark edilmesi ve dönüştürülmesinde etkili olabilir.