Varoluşçu eğilim
Varoluşçu eğilim, bireyin özgürlük, sorumluluk, ölüm, anlam ve yalnızlık gibi varoluşsal temalarla yüzleşme ve bunlara anlam verme yönelimidir.
Varoluşçu eğilim, psikolojide bireyin varoluşun temel sorunlarına (özgürlük, sorumluluk, ölüm, anlam arayışı, yalnızlık) karşı duyarlılığını ve bu konularla başa çıkma biçimini ifade eder. Varoluşçu psikoterapi kuramcıları (ör. Viktor Frankl, Irvin Yalom) bu eğilimin insan doğasının merkezinde olduğunu savunur. Yüksek varoluşçu eğilim, bireyin yaşamda anlam bulma çabasını artırabilir, ancak aşırı yoğunlukta kaygı ve umutsuzluğa da yol açabilir.
Belirtileri / Özellikleri
Varoluşçu eğilim belirtileri arasında sık sık ölüm, özgürlük, sorumluluk ve yaşamın anlamı üzerine düşünme; karar vermede güçlük; yalnızlık hissi; varoluşsal kaygı (anksiyete); değerler ve inançlarla ilgili sorgulamalar sayılabilir. Bu eğilim, bireyin kendini gerçekleştirme motivasyonunu da tetikleyebilir.
Sebepleri / Mekanizması
Varoluşçu eğilim, insanın bilinçli bir varlık olarak kendi varoluşunun sınırlılığını (ölüm) ve seçim özgürlüğünü fark etmesiyle ortaya çıkar. Travmatik yaşantılar, kayıplar, yaşam krizleri veya kültürel değerlerin sorgulanması bu eğilimi tetikleyebilir. Varoluşçu psikolojiye göre, bu eğilim sağlıklı bir insan gelişiminin doğal bir parçasıdır.
Ne Zaman Profesyonel Destek Almalı
Varoluşçu eğilim günlük işlevselliği bozacak düzeyde yoğun kaygı, umutsuzluk, depresyon veya karar verememe durumlarına yol açıyorsa bir klinik psikoloğa danışılması önerilir. Özellikle intihar düşünceleri varsa derhal profesyonel yardım alınmalıdır.