İkincil beklenti
İkincil beklenti, birincil duygusal veya fiziksel deneyime yönelik bireyin bu deneyim hakkında sahip olduğu düşünce, yargı ve beklentilerdir.
İkincil beklenti, bireyin birincil bir duygu, düşünce veya fiziksel durum deneyimine karşı geliştirdiği ikincil düzeydeki bilişsel değerlendirme ve beklentilerdir. Örneğin, bir kişi kaygı yaşadığında, bu kaygıya ilişkin ‘bu kaygı beni mahvedecek’ veya ‘kaygılanmamalıyım’ gibi düşünceler ikincil beklentilerdir. Bu kavram, özellikle bilişsel-davranışçı terapi (BDT) ve kabul ve kararlılık terapisi (ACT) gibi yaklaşımlarda önemli bir yer tutar.
Özellikleri
İkincil beklentiler genellikle birincil deneyimin yoğunluğunu artırabilir veya sürdürebilir. Örneğin, bir kişi uyuyamadığında (birincil durum), ‘uyuyamazsam yarın çok kötü olurum’ beklentisi (ikincil beklenti) uykusuzluk kaygısını tetikleyerek sorunu büyütebilir. Bu beklentiler, bireyin deneyime karşı direnç göstermesine veya kaçınma davranışları sergilemesine neden olabilir.
Mekanizması
İkincil beklentiler, bireyin geçmiş deneyimleri, öğrenilmiş inançları ve kültürel normları tarafından şekillenir. Bilişsel çarpıtmalar (örn. felaketleştirme) bu beklentilerin oluşumunda rol oynar. Beynin ödül ve tehdit sistemleri, bu beklentileri işleyerek duygusal ve fizyolojik tepkileri modüle eder.
Ne Zaman Profesyonel Destek Almalı
İkincil beklentiler, kişinin işlevselliğini belirgin şekilde bozuyorsa, sürekli sıkıntıya yol açıyorsa veya kaçınma davranışlarına neden oluyorsa, bir klinik psikoloğa danışılması önerilir. Özellikle anksiyete bozuklukları, depresyon veya kronik ağrı gibi durumlarda bu beklentilerin ele alınması tedavinin önemli bir parçasıdır.