İkame yaşam güveni
İkame yaşam güveni, bireyin kendi yetersizliklerini telafi etmek için bir başkasının başarıları, statüsü veya gücü üzerinden özdeşim kurarak dolaylı bir güvenlik ve değer duygusu elde etmesidir.
İkame yaşam güveni, bireyin kendi benlik saygısındaki eksiklikleri veya yetersizlik duygularını, bir başka kişinin (örneğin bir ebeveyn, partner, lider veya idol) başarıları, gücü veya statüsü ile özdeşleşerek gidermeye çalıştığı psikolojik bir savunma mekanizmasıdır. Bu kavram, Alfred Adler’in bireysel psikolojisindeki ‘aşağılık kompleksi’ ve telafi kavramlarıyla ilişkilidir. Kişi, kendi hayatında kontrol veya başarı sağlayamadığında, özdeşim kurduğu kişinin yaşamını ‘ikame’ ederek dolaylı bir tatmin ve güvenlik hissi yaşar. Bu durum, bağımlılık, kişilik bozuklukları veya düşük benlik saygısı olan bireylerde daha sık görülür.
Belirtileri / Özellikleri
İkame yaşam güveni yaşayan bireyler, kendi hedefleri ve başarıları yerine başkasının başarılarına aşırı odaklanma eğilimindedir. Bu kişiler, özdeşim kurdukları kişinin başarısızlıklarını kendi başarısızlıkları gibi algılayabilir, onun eleştirilmesine aşırı tepki verebilir ve sürekli olarak o kişinin onayını arayabilir. Kendi kimlikleri zayıf veya bulanık olabilir; başkalarının görüşlerine aşırı bağımlılık, karar vermede güçlük ve yalnız kaldıklarında yoğun kaygı (anksiyete) yaşama yaygındır.
Sebepleri / Mekanizması
Bu davranışın temelinde genellikle çocukluk döneminde yaşanan güvensiz bağlanma, aşırı eleştirel veya ihmal edici ebeveyn tutumları veya travmatik deneyimler yatar. Birey, kendi yetersizlik hissini telafi etmek için dışarıdan bir ‘güç kaynağına’ ihtiyaç duyar. Psikanalitik yaklaşıma göre, bu bir tür yansıtmalı özdeşimdir; kişi, kendinde olmayan özellikleri başkasında görür ve onunla birleşerek kendini tamamlanmış hisseder. Ayrıca, kültürel olarak kolektivist yapılar veya otoriter toplumlarda bu mekanizma daha yaygın olabilir.
Ne Zaman Profesyonel Destek Almalı
İkame yaşam güveni, kişinin kendi hayatını yaşamaktan alıkoyacak düzeye geldiğinde, sürekli kaygı, depresyon (majör depresif bozukluk) veya bağımlı kişilik örüntüleri geliştiğinde profesyonel yardım alınması önerilir. Özellikle birey, kendi kararlarını alamıyor, sürekli başkasının onayına ihtiyaç duyuyor veya özdeşim kurduğu kişi olmadan değersiz hissediyorsa, bir klinik psikoloğa danışılması faydalı olacaktır. Terapi sürecinde bilişsel davranışçı yaklaşımlar ve benlik saygısını güçlendirme çalışmaları etkili olabilir.