Oyun çocuğun en ciddi işidir ve en etkili eğitim aracıdır. Oyundan zevk almayan çocuk yoktur. Çocuk oyun vasıtasıyla birikmiş enerjisini boşaltır, sinirlerini ve kaslarını geliştirir, el becerileri kazanır, yeteneklerini gösterme fırsatı bulur. Paylaşmayı, kurallara uymayı, sırasını beklemeyi, kendisine verilen rolü yerine getirmeyi, sabretmeyi öğrenir. Çünkü ister aletli, ister aletsiz oynansın, kuralsız oyun yoktur.
Eğer bir çocuk oyunun kurallarına uymuyor, kendisine verilen rolü yerine getirmiyor, yenilgiyi kabul etmiyor, saldırgan ve inatçı bir kişilik sergiliyor ise, ailenin verdiği eğitimde yanlışlar var demektir.
Çocuklarda Davranış Bozukluğu, Saldırganlık, Oyunbozanlık, İnatçılık (Asosyalite) Hakkında Merak Edilenler
Tek başına oyunbozanlık, mutlaka bir davranış bozukluğu anlamına gelmez. Çoğu zaman sosyal becerilerin henüz tam gelişmemiş olması, dürtü kontrolünde zorluk yaşanması veya ilgi çekme ihtiyacından kaynaklanabilir. Ancak bu davranış kalıcı hale gelir, şiddet eğilimine dönüşür veya çocuğun sosyal ilişkilerini ciddi şekilde bozuyorsa, altta yatan duygusal bir sorunun işareti olabilir ve bir çocuk psikoloğu ile görüşmek faydalı olacaktır.
Okul öncesi dönemde (2-4 yaş) dil becerileri sınırlıyken ara sıra görülen saldırganlık, genellikle öfkeyi ifade etme çabası olabilir. Ancak, bu davranışlar sıklıkla tekrarlanıyorsa, yaşıtlarına oranla şiddetli ve amaçlı görünüyorsa, büyüdükçe azalmak yerine artıyorsa veya kendine zarar verme eğilimiyle birleşiyorsa mutlaka bir uzman (çocuk psikoloğu veya psikiyatristi) tarafından değerlendirilmelidir.
İnatçılık ile sosyal ilişkilerden kaçınma (asosyalite) bir arada görüldüğünde, bu durum çocuğun iç dünyasında yoğun bir kaygı, özgüven eksikliği, iletişim kurmada zorluk veya özel öğrenme güçlüğü gibi altta yatan nedenlerin işareti olabilir. Öncelikle çocuğa yargılamadan yaklaşmak, onu anlamaya çalışmak ve güvenli bir ilişki ortamı sunmak önemlidir. Süreklilik arz eden bu durumlarda, bir uzman desteği almak, çocuğun duygusal ve sosyal gelişimini desteklemek için en sağlıklı yoldur.
Her çocuğun mizacı ve sosyal enerjisi farklıdır; bazı çocuklar yalnız oyun oynamaktan keyif alabilir. Ancak, çocuk hiçbir sosyal etkileşimden keyif almıyorsa, oyun tekliflerine sürekli katılmıyorsa, yalnız kalma isteği aşırı ve ısrarcıysa ve bu durum onun gelişim alanlarını (iletişim, hayal gücü, işbirliği) olumsuz etkiliyorsa, bu bir uyum sorununun habercisi olabilir. Gözlemlerinizi bir uzmanla paylaşmak erken müdahale için değerli olacaktır.
Öncelikle sakin kalarak davranışın altındaki duyguyu anlamaya çalışın ('Çok kızdın galiba, kazanmak istiyordun'). Net, tutarlı ve yaşına uygun sınırlar koyun ('Kurallara uymazsak oyunu durdurmalıyız'). Alternatif davranışları modelleyin ve öğretin ('Sıramızı bekleyelim', 'Haydi bir çözüm bulalım'). Olumlu sosyal davranışlarını ('Bugün çok güzel sıranı bekledin') övgüyle pekiştirin. Tüm bu yaklaşımlara rağmen sorun devam ederse, bir çocuk psikoloğundan ebeveynlik koçluğu veya çocuk için oyun terapisi gibi destekler alınabilir.